Hoşgeldiniz
Giriş / Kayıt Ol

Popüler Makaleler


  • Genital Siğiller Hakkında Herşey!!

    Başlığı bu şekilde koymak zorunda kaldım. Zira siteme o kadar çok soru geliyorki! Aslında sosyal ve psikolojik problemler yaratması dışında benim nacizhane bakış açıma göre kesinlikle kolayca halledilebilecek bir problemin hastalar açısından kabus haline geldiğini gördüm. Bu durum temelde internette bazı sitelerde yer alan abartılı sunumlardan ve yanlış bazı bilgilerden kaynaklanıyor. Bu nedenle aşağıda yer alan bilgileri soru ve cevap şeklinde ve özellikle sizlerden gelen soruların ışığında hazırladım. Umarım siz hastalarıma yardımcı olur.

    Genital siğil (kondiloma aküminata veya kısaca kondilom) nedir? Hangi HPV tipi sebep olur? Nasıl Bulaşır? Bulaş sonrası ne zaman ortaya çıkar?

    Kondilom (genital siğil), HPV Tip 6 ve 11′in sebep olduğu cinsel temasla geçen bir hastalıktır. Kondilomların %90 – %97′si Tip 11 ve 6′ya bağlıdır. Amerika Birleşik Devletlerinde 18-56 yaş arası cinsel aktif insanların %5.6sında tanı konulmuş genital siğil öyküsü bulunmaktadır. Yine ABD’de en sık rastlanan cinsel temasla bulaşan hastalıktır. Ciltten-cilde oral, anal ve genital cinsel temas ile bulaşır. Oral seks yapıldığında ağız mukozasına, dokusunada bulaşma riski bulunmaktadır. Sürekli sorulan sorulardan biri cinsel temas dışında bulaşıp bulaşamayacağıdır. Kondilomları olan anne doğum sırasında bebeğe bulaştırabilir ama nadir durumdur. Bu sorunun cevabını çok daha detaylı başka bölümde vereceğim. Ancak bu 2 yol dışında aynı çamaşırın veya havlunun kullanılması ile bulaşması anekdotal olarak anlatılan bir konudur ve benim inanmadığım bulaş yollarıdır. Şayet kadında veya erkekte yukarıdaki resimde görüldüğü gibi büyük taze siğil varsa ciltten cilde bulaş çok daha fazla olmaktadır.

    Bulaş ile ilgili en sık gelen sorulardan biri bulaşma zamanı ile ilgilidir. Hala virüsün bağışıklık sistemimiz üzerine olan etkisini bunca çalışma sonrası net olarak bilmiyoruz. Ancak bir grup insanda virüsün epitel dokusundan içeri girdikten sonra uzunca bir süre sessiz kalabildiği gösterildi. Yani hücre içinde aktive olmadan kalabilir, yıllar sonra hastanın bağışıklık sistemindeki zaaf sonrası ortaya çıkabilir. Genelleme yapmak gerekirse bulaş sonrası hastalığın ortaya çıkması sıklıkla ilk 8 hafta içindedir. Bulaş sonrası ilk 8 hf. içinde sıklıkla siğiller görülür. Ama her hastada, hastanın bağışıklık sisteminin durumuna göre farklı seyreder. Kadınların %40′ında bulaş olduğu halde hiç siğil görülmezken, %40 kadında küçük lezyonlar ortaya çıkar. Bu şekilde lezyonları farkederseniz lütfen ağda yapmayın ve lezyonları tırnağınızla yada başka bir yolla kanatmayın zira 2-3 hafta içinde lezyonların kendi kendine geçme ihtimali yüksektir. %20 olguda ise lezyonlar yaygın ve agresif olurlar. Hastalar arasında böylesi bir ayrımın olma nedeni hasta-virüs-hastanın bağışıklık sistemi arasındaki ilişkidir. Bir grup kadında bağışıklık sistemi güçlüdür ve adeta hızla virüsü etkisizleştirir.

    Hangi bölgelerde ve nasıl görülür? Kondilomları nasıl tanıyabilirim?

    Genital siğiller vagina çevresinde (küçük ve büyük dudaklar), vagina içinde, rahimağzında ve anüs etrafında veya içinde bulunabilirler.  Sıklıkla koyu kahverengi, yüzeyden yüksek, kibrit çöpü başı gibi farklı boylarda lezyonlardır. tek tük olabilecekleri gibi son derece yaygında olabilirler. Birleştikleri zaman büyük üzeri çıkıntılı koyukahve ve pembe kitleler şeklinde görülebilirler. Kopardığınız zaman kanar!. Özellikle ağda yaparken son derece dikkatli olmak gerekir. Sorun kanaması değil ama çevre dokuya yayılan kanın bulaştırıcı etkisi olmasıdır. Hasta sıklıkla ağda yaparken lezyonun kanadığını görür ama bir şey yapmaz (hatta bazen kondilomları koparmaya devam edenleride görüyoruz. Bir hastam erkek arkadaşının tavsiyesine uyup jilet kullanarak kondilomları ortadan kaldırmayı denemişti. Sonuç için sadece dehşetti demem yeterli sanırım) böylece kısa sürede lezyonlar pıtrak gibi hızla yayılırlar.

     

    Gerçekten Rahimağzı kanserine sebep olurlar mı? Ya da sizin sorduğunuz gibi: ” Okudum %80 rahimağzı kanseri olacakmışım, doğrumu doktor bey”

    Hem evet Hem de kocaman hayır! Evet zira tip 6 ve 11 rahimağzı kanseri olma riskinizi arttırır. Ama bu risk artışı son derece düşüktür ve bu virüsü almamış kişiye göre riskiniz biraz artmıştır. Bu nedenle bu tipler “Düşük Riskli” olarak sınıflandırılır. Dolayısıyla HAYIR %80 falan (diğer tiplerindede böyle yüksek risk yok bu arada) kanser olmayacaksınız. Önemli olan düzenli smear almaya devam edin ve benim görüşüme göre aşılanın. Doğal bağışıklık sizi her bulaşta koruyamayacaktır. Bu nedenle aşılanmak kalıcı bağışıklığı sağlayacağı için önerilir.

    Kondilomlardan, Siğilden Nasıl Korunurum?

    İdeal korunma yöntemi monogamidir. Yani tek eşlilik. Bunun çok gerçekçi olmadığına inanıyorum. Bir çoğumuz monogam yaşamayı başarsada yaramazlık yapanlarımız daima çıkacaktır. Ne demişler: “Hatasız kul olmaz” :-)). Kondom (prezervatif) kullanmak farklı yayınlarda %40 – 80 arasında korunma sağlamaktadır. Şayet kadında etkin, gözle görünür kondilom varsa penis kökü açıkta kaldığı için bu bölgede temas olacaktır. Bu nedenle erkekte siğillerin en sık görüldüğü bölge penis köküdür. Bu arada erkeğin sünnetli olmasıda önemli bir avantajdır. Her ne kadar gerek müslüman gerek musevi toplumlarında yapılan çalışmalar arasında çelişenler olsada, araştırmaların önemli bir bölümü sünnetli erkeğe HPV bulaşının nispeten zor olduğunu göstermektedir. Ama birincil korunma daima aşılanmadır. Aşı naif popülasyonda, kalıcı biçimde, siğillere karşı %95-100′lere varan oranda koruma sağlar.

    Tedavi Yöntemleri Nedir?

    A) Medikal Tedaviler: 

    1.Podofilin: Podofilin uzun yıllardır kullandığımız bitkisel içerikli, hücre döngüsünü durduran bir ilaçtır. Kullanımı zordur. Sıklıkla parafin içine %5-25′lik hazırlanır. 1-3 ay arasında uygulanması gerekir. 

    2. %3 veya %5 Asetik Asit: Asetik asit yıllardır uyguladığımız, çocuğa zararlı olmadığı, sistemik etkisi bulunmadığı için özellikle gebelerde seçilen bir ilaçtır. Yine 1-2 ay uygulamak gerekir. 

    3. Aldara krem: İçinde imikimol adı verilen ve bağışıklık sistemini arttıran, interferon aktivitesini uyaran bir madde içerir. Aldara’da lokal olarak uygulanır. Siğillerin büyüklüğüne göre 1-3 ay arasında uygulamak gerekir. Önemli ve pek bilinmeyen nokta, burada ayrıntıya girmeyeceğim ama ilk seferinde aldara etkisiz ise 2.kez denememek, başka yönteme geçmek gerekir. İkinci kez uygulandığında problemi dahada kötüleştirebilir. (sorarasanız e-mail ile detaya girebilirim)

    B) Cerrahi Tedaviler: 

    1.Koterizasyon: Açık ara benim favorimdir. Genel anestezi ihtiyacı olmaksızın, sadece lokal anestezi ile hastayı tek seferde ve kalıcı olarak tedavi edebilirsiniz. Önemli nokta tecrübeli bir elde ve doğru derinlikte lezyonların koterize edilmesinin gerekliliğidir. Her ne kadar kitaplar iz kalabileceğini yazsalarda benim şimdiye kadar iz kalan hastam olmadı. İlk 10 gün kadar görüntüsü kötüdür. Ama ortalama 20 günde koterize edilen alanlar tamamen, problemsiz iyileşmiş olur. Diğer yöntemlerde hasta doktora bağımlıdır. Bir kaç kez doktora gitmek zorunda kalır. Oysa koterizasyonda ilk seferde koterize edilir ve 20 gün sonra kontrole gelir sadece. 

    2. Kriyo=Dondurarak yok etme: Lezyonları doğrudan destrükte etmeyi hedefler. Tercih etmediğim, sıklıkla dermatologların kullandığı bir yöntemdir. Uygulaması nispeten zordur. Farklı kriyo uçları gereklidir. Siğilleri uygun derinlikte destrükte etmek kriyo ile zordur ve nüksler sıktır.

    3. Laser: Diğer cerrahi yöntemlere hiç bir üstünlüğü olmayan ama çok pahalı bir yöntemdir. Benzer biçimde lezyonları ortadan kaldırmayı hedefler.

     

    Devamı.. »
  • Rahim ağzı Kanseri, Genital Siğil ve HPV'nin neden olduğu diğer hastalıklar hakkında bilmek istedikleriniz.

     

    Gebelik ve rahim ağzı kanseri, siğil ve CIN 1,2,3 gibi lezyonların izlemi.

    Günaydın herkese. Pazar sabahı bu konuyu nereden buldun diyeceksiniz. Kızmayın hemen :-).

    Ama benim gibi, hayatı HPV ve kadında (aynı zamanda genital siğil bağlamında erkekte) neden olduğu problemler ile geçen biri iseniz, geçtiğimiz hafta içinde bir anda 7 farklı kadında in situ ve invazif rah
    im ağzı kanseri hastasını gördüyseniz, 3 ay önce deneyimli gazeteci Ayla Türksoy’un bloğu ve editörlüğünü yaptığı internet sitesi için yaptığı röportajı koymak, konuyu tartışmaya açmak ihtiyacı hissediyorsunuz.

    Ayla Hanım kızar mı? Bilmiyorum ama röportajın sonuna birkaç soruda ben “hariçten gazel” ekleyiverdim :-)). Umarım beyenirsiniz ve sizlere yardımcı olur.

    Hepinize iyi pazarlar. En kısa zamanda görüşmek üzere…
    Sevgi ve Saygılarımla

    Birkaç yıldan beri adını sık duyduğumuz HPV (insan papilloma virüsü) hem kadında hem erkekte; genital siğillerden çeşitli kanser türlerine dek önemli sağlık sorunlarına davet çıkarıyor. Virüs hakkında bilmeniz gerekenleri Onkolojik Jinekoloji ve Kadın Hastalıkları-Doğum Uzmanı Prof Dr Süleyman Engin Akhan açıklıyor.

    Röportaj: AYLA TÜRKSOY

    HPV’nin dünyada ve ülkemizde görülme sıklığı nedir?

    HPV (Human Papilloma Virus) dünyada çok sık görülüyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün 23 ülkede yaptığı bir çalışma bulunuyor. Bu verilere göre bir kişi seksüel olarak aktif ise; HPV ile karşılaşma olasılığı %50 ve bazı durumlarda bu oran %80’e kadar çıkıyor. Türkiye’de oran değerlendirmesi genellikle rahim ağzı üzerinden yapıldığı için, HPV görülme sıklığını orantısal olarak bilmiyoruz. Bununla birlikte bizim tartışmamız gereken, yalnızca HPV’nin yarattığı genital hastalıklar değil, sebep olduğu tüm hastalıklar da olmalı.

    HPV kaynaklı diğer rahatsızlıklar neler? Neden HPV’yi ciddiye almalıyız?

    HPV çok geniş sarmallı bir aile, bir DNA virüsü. Bu virüs grubunun neden olduğu iki ayrı bölge var. Biri cilt HPV’leri yani ciltte enfeksiyona neden olan HPV tipleri (örneğin parmağınızda çıkan siğiller), diğeri mukozal bölgede yani genital dokuda ya da ağız içinde lezyonlar oluşturan HPV tipleri.

    Bu virüsün kaç tipi bulunuyor?

    Şu anda bilinen 112 tipi var ancak sürekli yeni tipleri bulunuyor. Jinekolojik açıdan odaklandığımız konu; genital bölge HPV’leri ve bunların neden olduğu enfeksiyonlar.
    HPV genital bölgede hangi enfeksiyonlara yol açıyor?
    Genital bölge HPV’lerini 2 ana gruba ayırmak lazım. Bir grupta onkojenik (kansere yol açan) tipleri, diğerinde ise genital siğil gibi hem erkekte hem kadında maddi-manevi yüke neden olacak tipleri bulunuyor.

    HPV erkeklerde hangi hastalıklara zemin hazırlıyor?

    Erkek açısından en önemli problem şu: HPV penis kanserine sebep olabilir. Bu nadir olarak görülen bir bulgu (ortalama olarak 80bin – 100bin’ de 1) olsa da, peniste kanser öncesi lezyonlar yaratması açısından göz ardı edilmemesi gerekli. Ama en önemli problem erkekte genital siğil.
    Erkekte HPV’nin yol açtığı diğer sorunlar ise; lazofarengeal kanser gibi ağız içi ve gırtlak bölgesindeki kanserlere neden olabilmesi (kadınlarda da HPV Tip 16′ya bağlı görülebilir ancak erkeklerde daha sık görüldüğü biliniyor.)

    Virüs hangi yollarla bulaşıyor?

    Öncelikle şunu vurgulamak gerekiyor: ‘HPV sık görülen bir virüs’ dedik. En sık sorulan sorulardan biri şu; ‘peki o kadar sık görülüyorsa neden virüsü alan her kadın rahim ağzı kanserine yakalanmıyor?’ İyi haber şu ki; virüsü alan kadınların yüzde 70’i 1 yıl içinde, yüzde 90-95’i ise 2 yıl içinde virüsü vücudundan atıyor. Bu, kişinin doğal bağışıklık sistemi ile ilgili. Bulaşma yollarına gelince; kansere neden olan ve cinsel siğillere sebep olan tipleri olarak bunu da 2’ye ayırmak gerekiyor. İlk bulaşma yolu cinsel temas, bu çok net. Bir de anneden bebeğe geçebiliyor.

    Kondom (prezarvatif ) kullanmak virüsün bulaşmasını önler mi?

    Rahim ağzı kanserine neden olan tip 16, tip 18 HPV virüsleri açısından; kondom koruyucudur. Genital siğile neden olan HPV virüslerine bakarsak; perine gibi genital bölgelerin teması da söz konusu olduğu için kondom koruyucu değildir (özellikle penis kökünde ya da kadının dış dudaklarında siğil varsa kondom koruyucu olmayacaktır.) Bu açıdan genital siğile neden olan HPV virüsünün bulaşması için mutlaka ilişkide bulunmak gerekmiyor; sürtünerek yapılan bir ilişkide dahi genital siğil bulaşabilir.

    Bulaşı engelleyen en önemli faktörlerden biri sünnet. Vurgulamak lazım:-)

    Virüsün rahim ağzı kanserine gidiş süreci nasıl yaşanıyor?

    Kansere neden olan HPV tipleri bulaşan kadınların %95’inin virüsü en geç 2 yıl içinde vücutlarından attığını belirttik. Geriye kalan %5 grupta bu virüs yoluna devam ediyor. Yani 2 yıl boyunca vücut virüsü atamıyor. Önce pap smear testinde ‘Ascus’ (nedeni tam olarak bilinmeyen lezyonlar) olarak tanımlanan değişiklikler meydana geliyor. Ardından yapılan işlemlerde CIN 1, CIN2 gibi sonuçlar gelebiliyor.

    ASCUS, CIN1 gibi sonuçları alan kadınlar rahim ağzı kanseri oldum diye adeta hayata küsüyor. Gerçekte öyle mi?

    Hayır. Smear’de CIN1, hatta CIN2 olması bir şey ifade etmiyor. CIN1’i kendi haline bıraktığınızda %66 hastada normale dönüyor. %33 olguda lezyon aynı, CIN I kalıyor, yalnızca %1’inde 10 yıl içinde rahim ağzı kanseri gelişme riski bulunuyor. Dolayısıyla bunlara önce kolposkopi ve kolposkopi altında biyopsi yapılmasını öneriyoruz.

    CIN1, CIN2 sonucu gelen kadınların takip sıklığı farklı mı?

    ‘Kolposkopi ve biyopsi yaptınız; smear sonucu yine CIN1 geldi’ örneğini verelim. İdeal olanı 3 ayda 1 pap smear alınmasıdır veya HPV’nin DNA tipine bakılabilir. Eğer kadının HPV tipi onkojenik açıdan riskli grupta değil ise; 6 ayda bir smear ile kontrole devam edilir. Ancak Türkiye’de hasta takibi zor olduğu için, ben bu durumda 3 ayda bir smear ile takip edilmesini öneriyorum. Takibe ve hastanın durumuna göre, hastaya konizasyon (rahim ağzındaki lezyonlu bölgenin çıkarılması işlemi) da dahil bir takım işlemler yapılması gerekebilir. Ama temel kural asla unutulmamalı ARTIK CIN I TANISI KONULDUĞUNDA DOĞRUDAN KONİZASYON YAPMIYORUZ!!

    HPV aşıları siğil ve kansere karşı ne kadar koruyucu?

    Şunu netlikle belirtmek gerekir; HPV aşıları koruyucu aşıdır, tedavide yeri yoktur. Aşıların hedef kitlesi seksüel açıdan aktif olmayan ergenlerdir. Aşının bu grupta rahim ağzı kanseri açısından %82 koruyuculuğu vardır. Seksüel açıdan aktif olan kadınlar da aşı olmak isterler ise yaptırabilirler. Bu grupta da aşının rahim ağzı kanserine karşı %44 oranında koruyuculuğu vardır. Eğer HPV ile temas etmemişler ise koruyuculuk oranı daha yüksektir. Ayrıca genital siğiller açısından 4’lü aşının koruyuculuğu %100.

    Bu aşıların hedef kitle için rutin aşılama programına alınması söz konusu mu?

    Evet, bu çalışmalar Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülüyor. Önümüzdeki yıllarda ergen genç kızlarda rutin HPV aşılaması yapılması için bazı çalışmalar yapıldığını biliyoruz.

    Erkekler HPV aşısı yaptırmalı mı?

    Dünyada 4 ülkede, rutin aşılama programı içersinde erkeklere HPV aşısı yapılıyor. Erkeklerde neden olduğu kanser türlerinden ve genital siğillerden korunmak amacı ile; bu aşıların erkeklere de yapılmasının önümüzdeki dönemlerde daha çok konuşulacağını düşünüyorum.

    Hamilelerde HPV

    Son dönemlerde hamile kadınlarda da HPV ile karşılaşmaya başladık. Bu nedenle, hamile kadın eğer son 1 yıl içinde smear testi yaptırmadı ise smear testi yapılır. Bu test sonucu CIN1 olarak gelirse; ona da kolposkopi (rahim ağzı bölgesinin boyar bir madde ve özel bir büyüteç yardımı ile incelenmesi işlemi) yapılması gerekiyor. Gebe kadının kolposkopi işlemi çok özeldir, gerekirse biyopsi de alınabilir. Bu işlemler düşüğe sebep olmaz. Biyopsi sonucunda CIN1 ya da CIN2 hatta CIN 3 gelir ise bekleyebilirsiniz ya da hasta ile konuşarak konizasyon dahi yapabilirsiniz.

    Gebelerde HPV ile ilgili bir diğer problem genital siğillerdir. Çünkü siğil, östrojen hormonundan etkilenir ve bir şekilde tekrarlayabilir. Hamilelik döneminde siğilleri yakmak gerekir.

    Hariçten Gazel Sorular

    1. Sezeyan ile doğum şart mı ?
    Genital siğili ve gebelik ile ilgili bu sayfada sizlere Hatice’nin öyküsünü anlatmıştım. (Kadınlarımıza “şifa” verebilecekmiyiz? Başlıklı yazım) Orada da söylediğim gibi, genital siğilleri gebelik sırasında tedavi edilen ve gözle görülen lezyonu olmayan hastaların vaginal doğum yapma şansları var. Diğer taraftan bilmelisiniz ki, sezeryan ile doğum yapmakta çocuğu kesin korumuyor. Bu durum aileye mutlaka anlatılmalı.Genital siğil, çocukta “Recurrent Respiratory Papillomatosis (RRP)” görülmesine neden oluyor. Ama son derece nadir görülen bir durum. Görülme sıklığı 10.000’de 1 ila 1000’de 7 arasında değişiyor.

    2. Erkekte ve Kadında Genital Siğil Tedavisinde Dikkat Edilmesi Gerekenler Nelerdir?
    Gerek kadın gerekse erkekte genital siğil tedavisinde benim tercihim koterizasyondur. Bu yöntem, elektrikli bir alet kullanarak siğillerin yakılarak ortadan kaldırılmasına dayanır. Nüksleri azaltmak için yapılması gereken, kadında vulvada kolposkopi, erkekte ise peniskopi yaparak tüm lezyonları elden geldiğince görüntülemek ve ortadan kaldırmak işin püf noktalarından biri. Kolposkopi ve peniskopi aslında aynı şey. İşlem; Vulva ve penisi %5 asetik asit gibi bazı solüsyonlarla muamele edip, siğilleri dahada görünür kıldıktan sonra organı 20-25 kat büyüten elektronik bir mikroskopla bakmak(kolposkop/peniskop), değerlendirmek böylece daha fazla siğili ortadan kaldırmaya dayanıyor.

    3. Siğiller tedavi sonrası tekrar çıkarlar mı?
    Ne yazık ki evet. Nüks olasılığı 6 ay içinde %15 civarındadır. Nüks olması halinde bu lezyonların üzerine gitmek gerekir.

     

     

    Devamı.. »
RSS